Belgacom Spirou 62-66 ANADOLU EFES
1. çeyrek
İlk dakikalarda Efes adına Barac vardı sahada. Uzun kolları ile pota altını kapatırken rakip potada boy avantajını iyi kullanarak istediği şutları buldu. Skor 14-8 iken 7 sayının altında Barac imzası vardı. Maçın birkaç dakikası hariç hüküm süren ve maçın ilk dakikalarında da hissedilen bir açık vardı ki Spirou'nun iyi bir kadrosu olmadığı için ucuz atlatıldı; üç sayı çizgisinin gerisinde boş ve sabit bir şekilde bekleyen üç kısa oyuncu.
Ersan maçın son anlarına kadar olan susukunluğunu maçın başındaki üç faulle başlatmıştı aslında, kaçan şutları eklemek lazım. Aklı lokavttaydı sanki.
Takımın ilk çeyrekte özelllikle aşırı şekilde pota altı savunmasına odaklanması Spirou için üç sayılık şutlarda rahat olmalarını sağladı. Ancak çok düşük yüzdeile oynuıyorlardı şansımıza. Maç sonundaki görüntü de ne kadar kötü üçlük attıklarının bir tespiti, 6/24. Bu rakam oluşurken özellikle ilk çeyrekte hızlı hücumlarda dahi üçlük atma sevdasına tutulmuşlardı, kazanma mecburiyetinden olsa gerek.
Vlado Ilievski'nin girişi Spirou'yu rahatlatan bir hamle oldu. Çünkü Efes'e karşı hızlı oynayan takımlar büyük avantaja sahip oluyorlar. Vloda Ilievski eşliğinde ağır ağır hücuma çıkan Efes haliyle pek etkili olamadan geri dönüyor ve bu sırada saçma şutların ardından toğu kapan Spirou oyunu hızlandırp daha rahat hücum etme şansına sahip oluyordu. Oyuncu kalitesiyle oluşan fark da böylece ortadan kalkıyordu.
2. çeyrek
Maçın 12. dakikasında ikinci kez üç sayı gerisine yönelik savunma tedbiri olmadığından dem vurmuşum aldığım ufak notlarda. Koç faktörünün bir etkisi idi bu, ama biz öyle bir oyun seyrettik ki 40 dakika üstüne bir 40 dakika daha konsa yine önlem alınmayacak gibiydi.
Spirou üç sayı gerisinden boş atışları kaçırırken Efes cephesinde top elinde olan oyuncu hareketli diğer dört oyuncu olduğu yerde çiviyle çakılmış vaziyetteydi. Plansız hücumların bir örneğiydi..
Bu süreçte İhsan Bayülken oyun kontrolümüzde deyip mavi ekran verdirtti. Aynı şeyi maçın sonuna kadar devam ettirdi, herhalde Ufuk Sarıca ile iyi arkadaşlar.
İkinci çeyrekte nispeten daha düzgün bir savunam ve daha iyi bir Savanovic vardı. Savanovic ve Batista'nın iyi oyunu ile fark da açıldı bu çeyrekte.
Takım ritme girmişken Sarıca'nın aldığı mola soru işaretlerini güçlendirdi ayrıca. İkinci çeyrekte diğer sorun ise kısa oyuncular arasındaki rotasyon sıkıntısı idi. Çok da iyi bir günüde olmayan Vujacic 35 dakika sahada kalırken Doğuş Balbay'ın 4 saniye oynaması gerçekten tuhaf.
3. çeyrek
Bu çeyrekte ön alanda baskı denemelerine geri dönüyoruz ve alıştığımız bir manzara; sete dönerken adamını arayan oyuncular.. Bu nedenle yenen sayılara Kerem-Barac ikili oyunları ile karşılık veriyoruz. Cenk Mallet'in savunmasında sorun yaşayınca fark dokuza kadar düşüyor. Spirou gibi Euroleague seviyesinin çok altındaki bir takımın oyunu hızlandırmak istemesine Efes'in yavaşlatmayla karşılık vermesi gerçekten üzücü.
3. çeyreğin son saniyelerinde Efes öncelikle set hücumunda üç sayı çizgisi ile pota altı arasında bir hızlı hücum yiyor bir sonraki hücumda ise üç sayı gerisinde üç adet boş rakip oyuncuyu seyrediyor. Gerçekten garip bir andı, savunma takımı denilen Efes için.
4.çeyrek
Cenk'in kendini kanıtlama adına üç sayı gerisinden yaptığı saçma atışlarla Spirou hızlı hücum şansı elde edip farkı iyice kapatırken, kenarda oyundan çıkan Efesli takım arkadaşlarını azarlıyor.
İlk çeyreğin ardından Savanovic'in nefes verdiği hücumlarla oyunda kalıyor Efes. Ersan'ın maç sonundaki ribaundları da maça noktayı koyuyor.
Koca dördüncü çeyrekte sadece bunlar mı oldu? Hayır, tabiiki.. Uzun süredir şut sokamamanın baskısını hisseden Sinan Güler üç sayı isabeti ile insiyatif aldı. Bu güzel bir haber. Ama son saniyelerde artık saha içinde tartışan Efesli oyuncular takımdaki durumu gözler önüne serdi hatta bir an maç yerine bu otorite eksikliğini mi yazsam diye düşündüm.
Maçın kahramanı: Stanko Barac/Dusko Savanovic... İkisinin performansı olmasa Efes Pilsen tarihinin en saçma mağlubiyetlerinden birini alabilirdi...
Maçın hayal kırıklığı: Müdahalenin ne olduğunu unutan Ufuk Sarıca.
Gölgede kalan: Esteban Batista. Savunmada özellikle iyi yer tuması ile dış savunmamızın olması gerektiği yerde olmasını sağladı.
1 Aralık 2011 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)






0 yorum:
Yorum Gönder